6 Şubat depremi Gaziantep merkezli mi ?

Cansu

New member
6 Şubat Depremi Gaziantep Merkezli miydi? Gerçek Durum Ne?

6 Şubat 2023 sabahı yaşanan büyük deprem felaketiyle birlikte insanların aklında kalan ilk sorulardan biri şu oldu: “Bu deprem Gaziantep merkezli miydi?” Çünkü haberlerde kimi zaman Gaziantep adı öne çıktı, kimi zaman Kahramanmaraş denildi, bazen de Hatay ayrı konuşuldu. Doğal olarak insanlar da işin merkezini karıştırdı. Özellikle deprem bölgesine yakın yaşayanlar için bu mesele sadece coğrafi bilgi değil, doğrudan hayat meselesi haline geldi.

Net konuşmak gerekirse; 6 Şubat’taki ilk büyük deprem Gaziantep merkezli değildi. Depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesiydi. Ancak Gaziantep’e çok yakın bir noktada gerçekleştiği için sarsıntının en ağır hissedildiği şehirlerden biri Gaziantep oldu. Özellikle Nurdağı ve İslahiye ilçeleri çok büyük yıkım yaşadı. Bu yüzden birçok kişi depremi doğrudan Gaziantep merkezli sandı.

Depremin Teknik Merkezi ile Hayattaki Etkisi Aynı Şey Değil

Kağıt üstünde depremin merkezi başka olabilir ama insanların hafızasında başka bir şehir kalabilir. Çünkü insanlar haritadaki koordinatı değil, gördüğü yıkımı hatırlar. O gün televizyonu açan herkes Gaziantep’ten görüntüler gördü. Çöken binalar, kapanan yollar, enkaz başındaki insanlar… Doğal olarak “deprem Gaziantep’te oldu” algısı yayıldı.

Oysa işin teknik tarafında merkez üssü Pazarcık’tı. Daha sonra aynı gün Elbistan merkezli ikinci büyük deprem de yaşandı. İki büyük kırılmanın peş peşe olması zaten felaketin boyutunu büyüttü. İnsanlar bir deprem bitti sanarken ikinci büyük sarsıntıyla yeniden yıkım yaşadı.

Burada önemli olan şu: Deprem sadece merkez üssünü vurmaz. Fay hattının uzandığı bölgelerde etkiler çok geniş hissedilir. Hele zemin kötüyse, yapı eskiyse, denetim eksikse merkezden kilometrelerce uzakta bile büyük yıkım olabilir.

Gaziantep Neden Bu Kadar Ağır Etkilendi?

Bu sorunun cevabı birkaç parçadan oluşuyor. Birincisi coğrafi yakınlık. Pazarcık ile Gaziantep’in bazı ilçeleri arasında çok büyük mesafe yok. Özellikle Nurdağı hattı zaten fay sistemine oldukça yakın durumda.

İkincisi yapı stoğu meselesi. Türkiye’de yıllardır konuşulan ama çoğu zaman ertelenen bina güvenliği problemi burada da ortaya çıktı. Yeni bina diye güvenilen bazı yapılar çöktü. Eski binaların önemli kısmı zaten ağır hasar aldı. İnsanlar yıllarca oturduğu apartmanın birkaç saniyede yerle bir olduğunu gördü.

Üçüncü mesele ise zeminin davranışı. Aynı büyüklükteki deprem farklı şehirlerde farklı sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü zemin bazı bölgelerde sarsıntıyı büyütebiliyor. Bu yüzden deprem uzmanları yıllardır sadece binaya değil zemine de bakılması gerektiğini söylüyor.

İşin acı tarafı şu oldu: Depremden sonra birçok insan “Bizim bina sağlam sanıyorduk” dedi. Çünkü memlekette bina meselesi çoğu zaman dış cepheye göre değerlendiriliyor. Boya yeni mi, asansör modern mi, mutfak şık mı… Ama kolon nasıl, demir yeterli mi, beton ne durumda pek sorulmuyor. Felaket geldiğinde ise makyaj değil taşıyıcı sistem konuşuluyor.

Küçük İşletmeler İçin Depremin Gerçek Yüzü

Depremin en ağır taraflarından biri de küçük esnafın yaşadığı yıkımdı. Büyük şirket bir şekilde başka şehirden yönetim yapabiliyor, finans bulabiliyor. Ama mahalledeki lokanta, kırtasiye, tamirci, bakkal ya da tekstil atölyesi için durum farklı.

Düşünün; dükkân gitmiş, mal içeride kalmış, elektrik yok, müşteri yok, çalışanına ulaşamıyorsun. Bir yandan ev derdi var, diğer yandan iş yeri. Sigortası eksik olan ayrı mağdur oldu, hiç sigortası olmayan ayrı.

Deprem sonrası birçok insanın ilk fark ettiği şey şu oldu: İş sadece dükkân açmak değilmiş. Risk yönetimi diye bir gerçek varmış. Yedekleme yapmak, belge saklamak, sigorta düşünmek, acil durum planı hazırlamak boş iş değilmiş.

Eskiden bunları konuşunca bazı insanlar “Bize bir şey olmaz” diyordu. Ama deprem o psikolojiyi ciddi şekilde değiştirdi. Özellikle Güneydoğu ve Akdeniz tarafında insanlar artık bina sorguluyor. Yeni dükkân kiralarken kolon kesilmiş mi diye bakan bile var.

Deprem Sonrası İnsanların Devlete ve Sisteme Bakışı da Değişti

6 Şubat sadece bir doğa olayı değildi. Aynı zamanda sistem testi oldu. İnsanlar yolların durumunu gördü, iletişimin ne kadar hızlı koptuğunu gördü, yardım organizasyonlarının eksiklerini gördü. Bazı yerlerde dayanışma çok güçlüydü ama bazı noktalarda ciddi koordinasyon problemleri yaşandı.

Bu süreçte vatandaşın birbirine yardımı dikkat çekti. Küçük şehirlerden tırlar kalktı. Mahalle aralarında insanlar battaniye topladı. Esnaf ücretsiz çorba dağıttı. Kimi jeneratör gönderdi, kimi iş makinesi bulmaya çalıştı. Böyle zamanlarda resmi sistem kadar halk refleksi de önemli hale geliyor.

Ama şu gerçek de ortaya çıktı: Depreme hazırlık sadece deprem olduktan sonra yardım göndermek değil. Asıl mesele deprem olmadan önce sağlam şehir kurabilmek.

“Merkez Üssü Neresi?” Sorusu Neden Bu Kadar Soruldu?

Çünkü insanlar tehlikeyi anlamaya çalışıyor. Eğer deprem Gaziantep merkezliyse başka, Kahramanmaraş merkezliyse başka düşünülüyor. Herkes kendi bulunduğu yere göre risk hesabı yapıyor.

Bugün Bursa’da yaşayan biri de bunu düşünüyor, Adana’daki de düşünüyor, İstanbul’daki de. Çünkü artık insanlar şunu anladı: Fay hattı sadece televizyonda konuşulan teknik konu değil. Ev fiyatından iş yerine, sigorta maliyetinden şehir planlamasına kadar her şeyi etkiliyor.

Özellikle ticaret yapan insanlar açısından bu konu daha da önemli. Çünkü bir şehrin deprem riski arttığında yatırım davranışı bile değişiyor. İnsanlar depo kuracağı yeri, üretim yapacağı bölgeyi yeniden değerlendiriyor.

Sonuç: Depremin Merkezi Kadar Dersleri de Önemli

Evet, 6 Şubat depreminin merkez üssü teknik olarak Kahramanmaraş Pazarcık’tı. Ama etkisi Gaziantep dahil çok geniş bir coğrafyayı derinden vurdu. Bu yüzden insanların kafasında Gaziantep adı daha fazla kaldı.

Fakat bugün mesele sadece “deprem nerede oldu” sorusu değil. Asıl mesele, bir sonraki depremde aynı acıların tekrar yaşanmaması. Çünkü Türkiye’de artık herkes biliyor ki deprem birkaç saniyelik olay ama sonucu yıllarca sürüyor.

İnsanlar artık sadece ev almıyor; zemine bakıyor, binanın yaşına bakıyor, müteahhidi araştırıyor. Küçük esnaf bile dükkân açarken bulunduğu yapıyı sorgulamaya başladı. Çünkü yaşananlar gösterdi ki hazırlık maliyet gibi görünse de hazırlıksızlığın faturası çok daha ağır oluyor.
 
Üst