Aktarma yaparken vize gerekli mi ?

Cansu

New member
Aktarma Yaparken Vize Gerekli Mi? Bir Hikaye Üzerinden Anlatım

Forumdaşlar,

Bugün sizlerle gerçek hayattan bir hikaye paylaşmak istiyorum. Başlangıçta basit gibi gözüken bir soru var: “Aktarma yaparken vize gerekli mi?” Ancak, bu soru, aslında bizim çözüm arayışlarımıza, ilişkilerimize ve bir takım duygusal durumlarımıza dair çok daha derin bir anlam taşıyor. Benim yaşadığım bir durumu, iki farklı bakış açısıyla anlatacağım; birinin çözüm odaklı yaklaşımını, diğerinin ise ilişkiyi ve insanları anlamaya yönelik yaklaşımını. İkisi de farklı ama bir o kadar da birbirini tamamlayan bakış açıları. Hadi başlayalım…

Bir zamanlar, İstanbul'dan Paris'e uçmak için hazırlanıyordum. Biletimi aldım, her şey yolunda görünüyor, ancak aktarma yapmam gerektiği için bir noktada kafam karıştı. Hangi aktarma noktasına ineceğim? Bu kadar kısa bir zaman diliminde, aktarma için vize gerekli mi? Çalışma vizesi ve turistik vize arasında nasıl bir fark vardı? Bir aktarmada vize gerekip gerekmediğini düşünmek bile insanın aklını karıştırabiliyor. İşte bu yüzden kafamda deli sorular… Bir çözüm arayışı ve bir yolculuk hazırlığıydı, ama fark ettiğiniz gibi, bu basit sorular bile kendi içlerinde duygusal bir hazine taşıyor.

İstanbul Havalimanı’na doğru yol alırken kafamda sürekli bu sorular dönüyordu. Benimle birlikte uçacak olan Sevim de vardı. Sevim, hep böyle şeyleri aşan biriydi. Onun bakış açısı farklıydı. O, her durumu bir insanın içinde hissettiği duygusal derinliklerle ilişkilendirirdi. Hepimiz farklı yönlerden yaklaşırız, değil mi? Sevim ise “Sadece kalbinle hisset, her şey yolunda gider” derdi. Ama ben öyle düşünmüyordum. Aktarma yapmak için beklerken vize sorusu kafamı kurcalıyordu. Her şeyin bir çözümü olmalıydı. En kısa yoldan bir cevaba ulaşmalıydım, ben çözüm odaklıydım.

Sevim’in Duygusal Bakış Açısı: İlişkiler ve İletişim

Sevim, seyahatlerin anlamını bulmayı severdi. “Bir yolculuk, seni dünyanın her köşesine taşır ama seni seni tanımaya da zorlar” derdi. Kendisi her şeyin, her ilişkinin duygusal yönünü anlamaya çalışırdı. Mesela ben aktarma noktasında bir şeyleri çözmeye çalışırken, Sevim sadece etrafına bakarak birileriyle sohbet ederdi. “İçindeki kalp sesini dinle,” derdi, “gerekli olan her şey zamanla kendini gösterecektir.”

Paris’e varıp, aktarma sırasında bir süre havalimanında beklerken Sevim’in yaklaşımını daha çok anladım. Herkesin aceleyle bir şeyler çözmeye çalıştığı o anlarda, Sevim bir köşede, tanımadığı insanlarla bile derin bir sohbetin içinde buluyordu kendini. O, aktarmaya vize gerekmediğini düşünüyordu, çünkü her şeyin bir anlamı vardı, her şeyin bir yolculuğu vardı. Sevim’in amacı hep içsel bir dengeydi, başkalarının beklentilerini değil, kendi içsel yolculuğunun keyfini çıkarmaktı.

Benim Stratejik Bakış Açım: Çözüm ve Hız

Benim için çözüm odaklı olmak her zaman çok önemli olmuştur. Sürekli sorular sorar, planlar yapar, sonuçlara göre hareket ederdim. Hedefim belliydi: İstanbul’dan Paris’e aktarmasız ve sorunsuz bir şekilde gitmek. Her zaman bir planım olurdu, her aksaklık için alternatif çözümlerim vardı. Ama Sevim’in bakış açısını bir şekilde anlamadım. Vize gerekliliğini sorgularken, aktarma noktasında kaybolmam mümkün değildi.

Sonunda, ilgili konsoloslukları arayarak, aktarma yaparken vize gerekliliği hakkında bilgi aldım. Öğrendim ki, aktarma için vize genelde gerekmez, fakat uçuş noktaları ve süreler farklılık gösterebilir. Yani her ülkenin politikaları farklıydı ve bu tamamen hangi ülkede aktarma yapacağınıza bağlıydı. Benim gibi çözüm odaklı kişiler bu tip bilgileri hemen toparlamak isterler, çünkü bir problemi çözmeden rahatlayamazlar. Ama Sevim, bunun da bir anlamı olduğuna inanıyordu. Sonuçta, hepsi bir yolculuk, bir hikayeydi.

Hikayenin Sonu: Duygular ve Çözüm Bir Arada

Bütün bunlar, bazen hayatın bize sunduğu farklı bakış açılarını anlamamıza neden olur. Sevim’in yaklaşımı bana şunu öğretti: Hayat sadece çözülmesi gereken bir problem değil, içinde kaybolduğumuz bir yolculuk. Diğer taraftan, ben de Sevim’e şunu gösterdim: Bazen çözüm odaklı bir yaklaşım, bizi karmaşadan uzak tutar ve hızla ilerlememize yardımcı olur. Sonunda, aktarmada vize gerekliliği ile ilgili sorum cevabını bulmuş olsam da, Sevim’in bakış açısını içimde bir yerlerde taşıdım.

Sonuçta, aktarma yaparken vize gerekli mi sorusu aslında büyük bir anlam taşımaz. Asıl önemli olan, yolculuk yaparken neyi fark ettiğimizdir. Farklı bakış açıları her zaman bizim daha derin düşünmemizi sağlar. Sevim’in yaklaşımıyla, her anın kıymetini bilerek, çözüm odaklı yaklaşımım sayesinde de sorunları aşarak yolculuğuma devam ettim.

Forumdaşlar, sizce bir yolculukta doğru olan yaklaşım nedir? Sevim gibi duygusal ve ilişkisel bir bakış açısı mı, yoksa benim gibi stratejik ve çözüm odaklı bir yaklaşım mı? Fikirlerinizi merak ediyorum, sizlerin de bu hikayeye dair yorumları benim için çok kıymetli.